Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı
- Av. Irmak Şanal

- 20 hours ago
- 2 min read
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenmiş olup, belirli şartların varlığı halinde sanık hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir. Bu yönüyle HAGB, sanığa mahkûmiyetin sonuçlarıyla karşılaşmadan denetim süresi içinde yükümlülüklere uygun davranma imkânı tanıyan, ceza yargılamasında “ikinci bir şans” niteliği taşıyan bir kurumdur.
Ancak Anayasa Mahkemesi, CMK’nın 231. maddesinin 5 ila 14. fıkralarını, 31.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2025/98 esas, 2025/149 karar sayılı kararıyla Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararı, kararın yayımından itibaren 9 ay sonra, yani 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu süre zarfında HAGB hükümleri yürürlükte kalmaya ve uygulanmaya devam edecektir. Kanun koyucunun bu süre içinde yeni bir yasal düzenleme yapmaması halinde, HAGB kurumunun mevcut haliyle tamamen ortadan kalkması söz konusu olacaktır.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının temelinde, HAGB’nin özellikle kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele fiilleri bakımından cezasızlık riski yaratması yer almaktadır. Mevcut düzenlemede, bu tür suçlar yönünden HAGB uygulanmasını açıkça yasaklayan bir hükmün bulunmaması, Mahkeme tarafından Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında devlete yüklenen yükümlülüklerle bağdaşmaz bulunmuştur.
Mahkeme, devletin yaşam hakkı ile maddi ve manevi bütünlüğün korunması bağlamında yalnızca etkili bir soruşturma yürütmekle değil, aynı zamanda faile fiiliyle orantılı bir ceza verilmesini ve mağdur açısından uygun bir giderim sağlanmasını temin etmekle yükümlü olduğunu vurgulamıştır. Bu çerçevede, HAGB uygulamasının, özellikle kamu görevlileri bakımından mahkûmiyetin fiilen sonuç doğurmamasına yol açarak bu yükümlülükleri zayıflattığı değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, HAGB düzenlemesini daha önce de incelemiş; 1 Haziran 2023 tarihli kararında, söz konusu kurumun temel haklar bakımından cezasızlık etkisi doğurabildiğine dikkat çekmiştir. Bu karar sonrası TBMM tarafından yapılan değişikliklerle HAGB kararlarına karşı istinaf yolu açılmış ve müsadereye ilişkin farklı bir usul benimsenmiş olsa da, kamu görevlilerinin işkence, eziyet ve kötü muamele suçları bakımından HAGB’nin uygulanamayacağına dair açık ve net bir düzenleme getirilmemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu eksikliğin önceki sakıncaları yeniden ürettiği kanaatine vararak iptal sonucuna ulaşmıştır.
Öte yandan iptal kararı sonrasında, kanun koyucu tarafından sanık lehine koruyucu bir geçiş rejimi veya alternatif bir kurum öngörülmemesi halinde, özellikle düşük yoğunluklu suçlar bakımından ceza adalet sisteminde orantısız sonuçların ortaya çıkması ihtimali bulunmaktadır. HAGB kurumun iptal edilmesi, özellikle ilk kez suç isnadıyla karşı karşıya kalan, kişilik özellikleri bakımından yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluşan sanıkların sosyal ve mesleki yaşamı üzerinde telafisi güç etkiler yaratabilecektir.
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesinin esasen kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında değerlendirilen ağır hak ihlalleriyle sınırlı bir soruna işaret ettiği; buna karşılık HAGB’nin genel anlamda sanık lehine koruyucu işlevinin tamamen göz ardı edilmediği kabul edilmelidir. Kanun koyucunun, insan onurunu ihlal eden fiiller yönünden açık ve net istisnalar öngörürken, diğer suç tipleri bakımından sanığın lehine sonuçlar doğuran alternatif bir mekanizmayı muhafaza etmesi, adil denge ilkesinin bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, HAGB kurumunun sınırlarının ve özellikle insan onurunu koruyan suçlar bakımından uygulanabilirliğinin yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. 30 Eylül 2026’ya kadar yapılacak olası yasal düzenlemeler, ceza adalet sisteminde HAGB’nin geleceğini belirleyecek niteliktedir.

Comments